Milenyum Çağında Eğitim Sistemi Üzerine Düşünceler

0
123
21. yy Türkiye toplumsal hayatı milenyum çağının hayatın içine yerleştirdiği teknolojik unsurlar etkisinde sanal gerçeklik kargaşasıyla mücadele etmektedir. Teknolojinin hayatın merkezine konumlanması neticesinde yaşam terakkileri kültürel ve toplumsal açıdan olduğu gibi psikolojik ve mental açıdan da büyük bir değişim içerisindedir.

Türkiye köklü tarih ve irfan şerbetiyle her an şuurunu tazeleyen bir ülke olarak toplumsal hayat tarzına faydaları ve zararları hakkında yıllardır tam bir izahat yapılamayan bu değişim döneminde hem iç aksiyonel ve şuursal birikimini muhafaza etmeli hem de bu teknolojik ve endüstriyel gelişme serüveninde dünya ülkeleriyle teknolojik güç dengelerini lehine çevirecek bilgi, donanım ve tasarıma sahip olmalıdır. Bu süreçte eğitim sistemi içerisinde yeni dünya eğitim sistemine ayak uydurmalı ve yön vermelidir.

Türkiye yaklaşık bir asırdır batı medeniyetinin bilimsel çalışmalarına seyirci bırakılmaktadır. Ülkemizin köklü tarihi hiç şüphesiz felsefi temelleri bin yıl önce atılmış olan dünya ideolojisiyle bu bilimsel gelişmelere, programsal akıllı makineleşmeye ve dahi bilimin her türlüsüne seyirci kalması artık düşünülemez.

Ülkemiz, devletimiz ve milletimiz ayağına takılmaya çalışılan prangalara rağmen gelişmeli ve yeni toplumsal dünya yapısının oluşumunu öncelikle kendi medeniyetinde kontrol altına almalı ve dünyaya bilim ve teknolojiyi sunarken adaletli, ahlaki unsurları topluma kazandırıcı bir misyon ile dünyaya öncülük etmelidir.

Medeniyetimizde gelişmeyi, toplumumuzda refahın artmasını, toplumsal ahlaki kalkınmanın sağlanması hiç şüphesiz yeni nesillerin bu değişim dönemi dikkate alınarak eğitilmesi ve hayata hazırlanıp kendilerini gerçekleştirebilmelerinin sağlanması ile mümkündür.

Eğitim bir milletin doğum kordonudur. Eğitim sistemi doğru işlemeyen bir toplum sakat nesillerin sakat davranış ve fikirlerine mahkum edilir.

Eğitim toplumun şah damarı, medeniyet inşasının kilit taşıdır. Eğitim organları yeterli olmayan toplumsal hayat kültürel, ahlakî ve bilimsela açıdan ölmeye, bu şekilde inşa edilen medeniyet temelinden çökmeye mahkum edilir.

Endüstriyel teknoloji unsurları sürekli olarak piyasaya sürülmesi neticesinde bireyler gerçek hayatı yaşarken sanal hayatın içerisine girmektedirler. Özellikle milenyum neslinin teknolojiyi faydalı kullanmayıp sanal bir ortam içerisinde toplumdan soyutlandığı görülmektedir.  Topluma yön vermek yeni nesillerin şuurlu bireyler olarak yetişmesini sağlamakla mümkündür.

Bunun için eğitim sistemi tekrar tekrar irdelenmeli, bulunan eksiklikler ve aksaklıklar düzeltilmelidir. Gerekirse eğitimin felsefi temeli yeni misyon ve vizyon ile güncellenmelidir. Eğer sistemin temel dinamiklerinde sorun yoksa mevcut eğitim sistemindeki hiçbir aksamaya mahal vermeden kesin kurallar ile uygulanmalıdır. Tabanda uygulanamayan bir sistem ne kadar mükemmel olursa olsun başarılı olamayacaktır.

Mahmut Ahmet Bolat
Ayasofya Dergisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here